Sihirli bir lambadan cin çıksa ne dilerdiniz? Zenginlik mi? Şan şöhret mi? Yoksa özel bir adada, manzarasıyla nefes kesen devasa bir malikane mi? Peki ya dileğin kendisi cinin ta kendisi olsaydı?
Hayal edin… Özgürlüğünüz evlilik denen bir bedelle gelseydi ve bu evliliğin şartları sizi o sihirli lambadan bile daha sıkı bağlasaydı ne yapardınız?
- 1. Bölüm: Dileklerin Efendisi Karakterleriyle Tanışın
- 2. Bölüm: Dileklerin Efendisi Hikayesi
- 3. Bölüm: Dileklerin Efendisi Kalbimi Neden En Güzel Şekilde Kırdı?
- 4. Bölüm: Dileklerin Efendisi Bize Aşk, Özgürlük ve Değer Görmek Hakkında Ne Öğretiyor?
1. Bölüm: Dileklerin Efendisi Karakterleriyle Tanışın
Elijah

Elijah Baran alışılagelmiş cinlere hiç benzemiyor; onu böylesine unutulmaz kılan da tam olarak bu. Binlerce yıldır büyülü bir lambanın içinde yaşıyor; lambayı doğru şekilde okşayıp doğru sözleri söyleyen herkesin dileğini gerçekleştiriyor. Bu çekici ve yakışıklı cin, imparatorlukların sıfırdan doğup küllerinden yok oluşuna şahitlik etmiş.
Evet, aynen öyle. Medeniyetlerin yaratıcılıkla yeşermesini de kendi yükünü taşıyamayıp çökmesini de gözleriyle görmüş. Krallıklar kuran devasa dilekleri de, o krallıkları en görkemli şekilde yerle bir eden istekleri de yerine getirmiş. Tüm bunlara rağmen hâlâ o lambaya tutsak kalmış; kendisini özgür bırakacak kadar fedakar birinin gelmesini beklemiş.
Ve nihayet o biri çıkagelir: Banka hesabından bile daha büyük bir kalbe sahip olan bir milyarder. Elijah’ya baktığında onu kullanacağı bir araç olarak değil, gerçek bir insan olarak gören bir adam.
İşte Dileklerin Efendisi Dailymotion tam da bu noktada iyice ilgi çekici ve karmaşık bir hal alıyor. Milyarder, Elijah’yı sırf iyilik olsun diye özgür bırakmıyor; arkasına dev bir şart ekliyor.
Elijah, milyarderin torunu Christine ile tam beş yıl boyunca evli kalmak zorundadır.
Christine

Christine bu büyülü anlaşmanın tam ortasında yer alan torun, mirasçı ve bu durumdan nefret eden bir kadın. Hırslı, tuttuğunu koparan ve kendi imparatorluğunu sıfırdan inşa etmeye tamamen odaklanmış biri.
Elijah onunla ilk karşılaştığında, Christine’in aradığı şey kesinlikle aşk, birliktelik ya da duygusal bir bağ değil. O sadece koz arıyor, çevre arıyor; her fırsatta kendisini küçümseyen erkekleri geride bırakıp iş dünyasının basamaklarını hızla tırmanmasını sağlayacak şeylerin peşinde koşuyor.
Elijah’yı en iyi ihtimalle bir yük, en kötü ihtimalle de baş belası bir engel olarak görüyor. Dedesinin zorla hayatına soktuğu bu adam, onun tam özgürlüğü ile arasında duran en büyük engel ve titizlikle yönettiği hayatındaki en sinir bozucu pürüz.
Christine’i gerçekten çekici kılan şey ise, sırf cinsiyeti, yaşı ve taşıdığı soyadı yüzünden başarısız olmasını bekleyen bir dünyada var olmaya ve başarmaya çalışan güçlü bir kadın olması.
Elijah ve Christine’in etrafındaki yan karakterler de Dileklerin Efendisi Full Movie’ye harika bir derinlik ve gerilim katarak dünyayı son derece gerçekçi kılıyor.
An meselesi olan sırların kıyısından geçilmesi, sizi ekrana kilitleyen tatlı bir gerilim yaratıyor. Hani insan düşünüyor: Bakalım bu adamın göründüğü gibi biri olmadığını nihayet kim, ne zaman fark edecek?
2. Bölüm: Dileklerin Efendisi Hikayesi

Dileklerin Efendisi, Elijah’nın tüm varoluşunu değiştiren beklenmedik ve katıksız bir cömertlik anıyla başlıyor. Çoğu insanın ancak hayal edebileceği zenginlik ve başarı için iki dileğini kullanan bir milyarder, Elijah’ya son bir kez kullanılacak bir eşya olarak değil, özgür bırakılması gereken bir insan olarak bakıyor.
Adamın üçüncü ve son dileği, binlerce yıldır sadece kendi çıkarını düşünen efendilere hizmet eden Elijah’nın nadiren şahit olduğu türden fedakarca bir istek. Fakat gel gör ki özgürlük, büyülü zincirlerden ya da herhangi bir lambadan çok daha sıkı bağlayan şartlarla birlikte geliyor.
Elijah insana dönüşüyor ve Christine ile ruhların birleşmesinden ziyade ticari bir anlaşmayı andıran bir törenle evleniyor. Christine, Paris’ten ithal edilen ve kralları giydiren eller tarafından hazırlanan, bazı evlerden bile daha pahalı bir gelinlik taşıyor. Elijah ise kendi kontrolü dışındaki güçler tarafından giymeye zorlandığı bir kostüm gibi duran takım elbisesinin içinde. İkili, hiçbirinin içtenlikle inanmadığı sözler verip yüzükleri takıyor; ağızlarında kül tadı bırakan cümleler sarf ediyorlar. Tabii Elijah için durum biraz daha farklı.
Ve böylece aynı evde yaşayan ama bambaşka dünyalarda var olan, büyü ve aile sorumluluğuyla birbirine bağlanmış iki yabancı olarak beş yıllık mahkumiyetlerine başlıyorlar.
Christine onu tamamen görmezden geliyor.

Ama Elijah pes etmiyor. Pes edemez. Onu bağlayan büyülü sözleşme yüzünden değil, kendisini ayakkabısının altındaki çamur gibi gören bu kadını samimiyetle önemsediği için.
Gizlice, sessizce ve adeta görünmez bir şekilde Elijah, Christine’e yardım etmeye başlıyor.
Ve Christine yükseliyor. Kimsenin beklemediği, kendisinin bile tahmin edemeyeceği kadar yükseklere çıkıyor; dedesini gururlandıran, rakiplerini ise tir tir titreten bir imparatorluk kuruyor.
Ama bu başarı onu daha merhametli birine dönüştürmüyor.
Beş yıllık sürenin sonu yaklaşırken, kaçınılmaz bir dönüm noktasına geliniyor.
Christine belki de Elijah’yı hiçbir zaman dedesinin zorla hayatına soktuğu o kocadan, her şeyini verip karşılığında hiçbir şey alamayan o cinden fazlası olarak göremeyecek.
İşte tam bu anda Elijah kararını veriyor. Şansına bakın ki onun da beş yıllık süresi dolmuştur.
Christine onu hiçbir zaman seçmemiştir. Bir kez bile. Asla.
3. Bölüm: Dileklerin Efendisi Kalbimi Neden En Güzel Şekilde Kırdı?

Adamın kızın peşinden koştuğu, kızın sonunda onu sevdiğini anladığı, azmin zafer kazandığı ve herkesin sonsuza dek mutlu yaşadığı sayısız aşk hikayesi izledim. Bu klasik bir formüldür ve işe yarar; çünkü hepimiz yeterince çabalarsak aşkın bir yolunu bulacağına inanmak isteriz.
Ama bakın, Dileklerin Efendisi bundan çok daha cesurca bir şey yapıyor, adeta can evinden vuruyor. Daha zor bir soru soruyor: Ya çabalamak yeterli değilse?
Elijah’nın Christine’den boşanma kararı beni beklediğimden çok daha derinden etkiledi. Bir çift olarak başarısız olmalarını istediğim için değil, gitmek zorunda oluşunu sonuna kadar anladığım için. Beş yıl boyunca, en başından beri tek taraflı olan bir ilişki için adeta kendini heba etti.
Yaşananlar, evlilik kılığına bürünmüş bir istismar gibiydi. Ve binlerce yıldır var olan Elijah, sonunda bu savaşı kazanamayacağını kabulleniyor.
Bu hikayeyi bu kadar güçlü kılan şey, Elijah’nın Christine’i cezalandırmak ya da ona çektirdiği acıların aynısını yaşatmak için gitmiyor oluşu. O kendini kurtarmak, beş uzun yıl boyunca kadının parça parça yok ettiği gururunu yeniden kazanmak için gidiyor.
Beş yıllık bir evliliğin tek bir fotoğraf karesine sığdırıldığını düşünün; Elijah, insanın yüreğini sızlatan bir netlikle tek bir karede bile asla mutlu görünemeyeceklerini fark ediyor.
4. Bölüm: Dileklerin Efendisi Bize Aşk, Özgürlük ve Değer Görmek Hakkında Ne Öğretiyor?

ReelShort’taki Dileklerin Efendisi, sadece üzerine biraz büyü serpiştirilmiş fantastik bir romantizmden ibaret değil. Bir başkası tarafından gerçekten görülmenin ve değer görmenin ne demek olduğu üzerine derin bir düşünce yolculuğu.
Elijah binlerce yılını, kendisini sadece bir araç, lambayı her ovduklarında hayaller dağıtan büyülü bir ATM gibi gören insanların dileklerini yerine getirerek geçirdi. Ardından beş yılını, kendisini bir pürüz, bir engel, yolunun üstünde duran koca kılığında bir mobilya parçası olarak gören bir kadınla evli geçirdi.
Her iki durumda da görünmezdi. Her iki durumda da değeri, kendi duyguları ve ihtiyaçları olan bir birey olmasından değil, başkaları için ne yapabildiğinden ibaretti.
Hikayenin zekice yazılmış kısmı şu ki; Elijah’nın lambadan kurtulması onu aslında gerçek anlamda özgür kılmıyor. Büyülü sözleşme, eski zincirleri modern zincirlerle değiştirerek bir zindanın yerine yenisini koyuyor.
Büyülü zorunluluklara bağlı olmaktan insani beklentilere bağlı olmaya; zenginlik isteyen efendilere hizmet etmekten kendisinden hiçbir şey istemeyen bir eşe katlanmaya geçiyor. Ve akıl almaz uzunluktaki varoluşunda gerçekten özgür olabilmesinin tek yolu, ilk kez kendisini seçmesi oluyor. Onu için için tüketen bir evlilikten yürüyüp giderek…
Kendine saygısı olmayan bir özgürlüğün aslında başka bir hapishane türü olduğunu nihayet kavrayarak… Sizce de öyle değil mi?
Görünmez bir hizmetkardan kendine saygı duyan bir adama dönüşme yolculuğu mu? Kelimenin tam anlamıyla büyüleyici!